ARDAHANIN TARİHÇESİ
Ardahan 2700 yıllık
tarihi ile Anadolu'da Türklerin ilk yerleştiği önemli merkezlerden birisi
konumuna gelmiştir. M.Ö. 680 yıl önce Kafkasların Kuzeyinden gelen atlı göçebe
Saka/İskit Türkleri, Ardahan Bölgesini Van/Urartu imparatorluğundan alarak bu
bölgeye yerleşmişlerdir. Aynı yıllarda bölge Türklerin önemli bir yerleşme
merkezi olarak dikkat çekmeye başladı. Sakalar'ın Gogarlı, Taoklu, Cavaklı
boylarının bu bölgeye yerleştikleri şimdiye kadar tarih, coğrafya ve etnolojide
yaşattıkları biliniyor. Sakalar'ın 500, yıllık hakimiyetinden sonra bölgeye iran
yolu ile gelen PART/ Arsaklı Türkleri 600 sene boyunca bölgede hakimiyetlerini
sürdürdüler.
SELÇUKLULAR :
1068 Yılında Selçuklu Devleti burayı topraklarına katmıştır. Bu bölgede uzun
yıllar Kuman ve Peçenek Türklerinin yaşadıkları bilinmektedir. 1124 yılında
Kafkasların kuzeyinden gelen Ortadoks Kıpçak Türkleri yerleşme yeri olarak
Ardahan bölgesini seçmişlerdir. 1267 yılından 1479 yılına kadar
Ardahan-Ahıska-Artvin kesiminde Atabek adlı bir sülale kurulmuş bunlar 1479
yılında İstanbul'a tabii olmuşlar, Osmanlı imparatorluğunun 1578 yılında
Ahıska'yı fetihlerine kadar yaşamışlardır.
OSMANLI DÖNEMİ:
Anadilleri Kıpçak (Çağatay) Türkçesi olan ve bölgede uzun yıllar hüküm süren
Atabekler Sülalesinin Osmanlı imparatorluğuna hizmetleri büyük olmuştur.
Atabekler sülalesinden Mirza Çubuk Artvin, Ahıska ve Ardahan beyi iken Şehzade
Yavuz'un (Selim) Trabzon'a yürüttüğü Osmanlı Ordusunda kılavuz olarak bulunmuş,
Gürcülere ait Kütayis kalesini yıktırdı, Osmanlı'nın 1514 yılında Çaldıran'a
düzenlediği sefer sırasında Osmanlı ordularına gidiş ve dönüşlerinde bolca erzak
vererek hizmetlerde bulundu. Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferine çıktığı bir
sırada Mirza bey öldü , bunun üzerine bölgeye İran nüfusu yerleşti. Osmanlı
İmparatorluğu bunun üzerine 1578 yılında Atabekler şulesini ortadan kaldırarak
Ardahan ve çevresini Osmanlı topraklarına kattı. Ardahan 1578 yılından 93
harbine kadar
Osmanlı İmparatorluğunun idaresinde kaldı.
ARDAHAN TARİHİNDE ÖNEMLİ GELİŞMELER: 93 Felaketinden sonra 3 Mart 1873
tarihinde yapılan Yeşilköy anlaşması ile Ardahan Çarlık Rusya'ya savaş tazminatı
olarak bıraktıldı. Ardahan ile birlikte diğer iki sancak Artvin ve Batum Ruslara
verildi. 3 Mart 1918'de imzalanan Brestlitovvsk Anlaşması ile Bolşevik Rusya
Arhadan'ı yeniden Osmanlı hükümetine iade etti. Bu süre zarfında Ardahan'da
önemli tarihi hadiseler meydana geldi. Esaret altında bulunan Ardahan'da yer yer
ayaklanmalar oldu. Bu ayaklanmalar Ruslar tarafından kanlı olarak bastırıldı. 26
Mart 1918 tarihinde Hopa ve oltu üzerine yürüyen Türk birlikleri 4 Nisan
tarihine kadar süren bu savaş sırasında Borçka'dan Çıldır'a kadar Ardahan ve
Artvin sancaklarını kurtararak 40 yıl boyunca Rus esaretinde inleyen bu toprak
parçasını yeniden anavatan'a kavuşturdu. Ancak 30 ekim 1918 tarihinde imzalanan
Mondoros müterakesi ile bu topraklar yeniden Ruslara brakıldı ve Türk birlikleri
bu bölgeden geri çekilmek zorunda kaldı.
ARDAHAN
DİRENİYOR: Ardahan topraklarının yeniden Ruslara verilmesi ile birlikte
Milli kurtuluş mücadelesi için büyük bir hareket başlattı. 5 Kasım 1918
tarihinde ilk Müdefa-i Hukuk Cemiyeti Kars'ta kurulan Milli Şura adlı geçici
Türk Hükümetine katıldı. Altı ay boyunca Doğu'da ermeniler, Kuzeyde'de Gürcüler
ile mücadele edildi. Milli Mücadele yıllarında Halit paşa başkanlığında halkın
birlik ve beraberliği sağlandı. 3-9 Ocak 1918 tarihlerinde Ardahan'da kurulan
Milli Şura Hükümeti kongresini yaptı. 13 Nisan 1919 tarihinde İngilizler Kars'ı
işgal ederek bu bölgeyi Ermeniler'e vermeye hazırlandı.Bunun üzerine Kars'ta
bulunan Karma Koalisyon kukla hükümeti Gürcüs-tan'a el altından müracaat ederek
onlara sığınmaya kalkıştı. 20 Nisan 1919 tarihinde General Kvininatze
idaresindeki bir Gürcü Tümeni Ardahan'ı işgal etti. Ardahan'da bir köy tamamen
yakılıp yıkılırken 25 köy işgal kuvvetleri tarafından yağma edildi. Milli Yerli
Şura Hükümeti büyük bir direniş başlattı. Bölgede tek bir yerleşik Gürcü köyünün
bulunmaması Yerli Şura Hükümetinin işini kolaylaştırdı.Çeteler yaptıkları
baskınlarla bölgede yakılan özgürlük meşalesini söndürmedi.
O Yıllarda Büyük
önder Mustafa Kemal Atatürk Türkiye topraklarının düşman işgalinden kurtarılması
için büyük bir mücadeleye başladı. 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkan Atatürk Erzurum'da
kongre topladı. Erzurum kongresine iki delege katıldı ve Ardahan, artvin,Batum
Türklerinin kurtarılmasını istedi. Bu istekler 7 Ağustos 1919 tarihinde
Erzurum'da 11 Eylül 1919 tarihinde Sivas'ta düzenlenen kongrelerin
beyannemelerinde yer aldı. 28 Ocak 1920'de imzalanan Milli Misak anlaşmasının 2.
Maddesinde Ardahan'ın kurtarılması belirtildi.
18 Temmuz 1920'de Atatürk ile birlikte Büyük Millet Meclisi üyeleri de Milli
Misak üzerine andettiler. Ardahan'ın ingilizler tarafından terk edilirken
Gürcülere bırakılması Atatürk tarafından protesto edildi. Kazım Karabekir Paşa
komutasındaki 15. kolordumuz azıtan Ermenileri tepeleyerek , yeni Türkiye'mizin
ilk zaferini kazanarak Kars'ı kurtardı. Sıra Ardahan'a ve diğer sancaklara
geldi. Bu da diplomasi yolu ile çözüldü. Bölgede bulunan tarihi ve etnik
haklarımızı belirten bir ültümaton 21 Şubat 1921 tarihinde Gürcistan Hükümetine
Hükümetimiz tarafından verildi. Hükümet 18 saat içinde müsbet cevap aldı. 23
Şubat sabah saatlerinde müjdeli haber verildi. Harbiye vekili Fevzi Çakmak paşa
Şark Ordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa'ya telgraf emrini geçti, Telgrafta şu
ibareler yer alıyordu: "Ankara Gürcü sefiri şimdi 23 Şubat 1921 saat 4.45'de
Ardahan ile Artvin Sancaklarını bize terkettiğini bildirmiştir"
ARDAHAN'IN İL OLMASI : Osmanlı döneminde eyalet olan Ardahan, Cumhuriyet
döneminin ilk yıllarında 1921 yılında Vilayet oldu. 9 Şubat 1925 tarihinde
Ardahan Milletvekili Halit paşa, Kel Ali namıyla anılan Ali Çetinkaya tarafından
bilinmeyen bir sebepten dolayı vuruldu. Yine Ardahan milletvekillerinden Hilmi
beyin adı izmir suikastına karışması nedeniyle İdam edildi. 1926 yılına kadar
Vilayet olan Ardahan'ın Vilayetliği elinden alındı. Halkın senelerce buna tepki
göstermesi SSCB'nin dağılması ile birlikte bölgede yeni gelişmeler gözönünde
bulundurularak 3 Haziran 1992 tarihinde 21247 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak
yeniden Vilayet unvanı geri verilmiştir.
DOĞAL YAPISI: Ardahan ili toprakları Doğu Anadolu'nun en dağlık ve
engebeli kesimlerinden birisinde yer alır. Büyük bölümünün yüksekliği 2.000
metreden fazladır. Ardahan ilinin en yüksek noktası Güney kesimindeki Kısır
dağının zirvesidir. Bu zirvenin yükseliği 3.197 metredir. İlin orta kesiminde
bulunan düzlükler Ardahan yaylası olarak isimlendirilir. Erzurum Kars yaylasının
bir parçası olarak kabul edilen Ardahan yaylasının ortalama yüksekliği 2000
metreye yakındır. Karlar eridikten sonra yeşillere bürünen bu yayla önemli bir
besicilik alanı olarak kabul edilir. Çevrede bulunan bazı akarsular büyük
vadiler ve ovalar oluşturmuştur. Bunların en önemlileri Ardahan ve Göle
ovalarıdır. Ardahandan doğan akarsular Türkiye snırları dışında bulunan Hazar
Denizine dökülür. Bu akarsulardan başlıcası Kura ırmağıdır. Ardahan sınırları
içerisinde iki göl bulunur. Bunlardan Çıldır gölünün kapladığı alan 120
kilometre karedir. Daha kuzeydeki Aktaş gölünün yüzölçümü 14 kilometre karedir.
Hazapin gölü olarak da anılan Aktaş gölünün doğu yarısı Gürcüstan sınırları
içende kalmaktadır.
İKLİMİ: İlde karasal iklim hüküm sürer. Yıllık ortalama sıcaklığı 5 derecenin
altında olduğu ilde kışın 30 derecenin altına düşen hava sıcaklıklarına sıkça
rastlanır. Türkiye'de en çok yazın yağış alan dar bir alanda bulunan Ardahan'a
yılda ortalama 500 milimetre kadar yağış düşer, iklim ve yükseklik nedeniyle
ilin doğal bitki örtüsü bozkır (step) görünümündedir. Yalnızca Ardahan ve
Göle'nin yüksek kesimlerinde ormanlar vardır. Bu ormanlar soğuğa ve kuraklığa
dayanıklı Sarıçamlardan oluşur.
EKONOMİ: Ardahan ilinde en önemli geçim kaynağı hayvancılıktır. Yörede
yaygın olarak sığır ve koyun yetiştirilir. Hayvanlar daha çok canlı olarak
satılmak için yetiştirildiği için hayvansal ürünlere dayalı ürünlerin üretimi
oldukça düşüktür. Yaylalarda hayvanlardan elde edilen sütlerin işlenmesi amacı
ile mandıralar kurulmuştur. Halk arasında "zavod" olarak adlandırılan bu küçük
işletmelerde yoğurt, kaşarpeyniri, gravyer ve lor üretilir. Ardahan yaylalarının
bereketinden bir başka üretim ise çiçek balıdır. Bu özel bal Türkiye'nin her
yerinde aranır. Ancak bölgede yeterince bal üretimi yapılamaz. Ardahan'ın bitki
yetiştirmeye elverişli alanları oldukça azdır. Yörenin dağlık olması bitki
üretimine engel olmaktadır. Bölgede yetiştirilen başlıca bitkiler patates,arpa
ve buğdaydır. Ardahan'da hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunan başlıca
kuruluş Göle Tarım İşletmesi olarak kabul edilir. İl'de kurulan ve özel sektör
tarafından kurulan et kombinası da hayvancılığın gelişmesine, yörenin
kalkınmasına önemli hizmetlerde bulunmaktadır. Küçük süt işletmeleri, halı
dokuma tezgahları, oto onarım ve bakım atölyeleri dışında ilde maalesef büyük
sanayi kuruluşları bulunmamaktadır. Ardahan yera Itı kaynakları bakımından da
son derece yoksuldur.
|