BABALAR GİBİ SATARIM.
SATIYORUM.
SATTIM TEKELİ.
Türkiye’de özelleştirme furyası 1986′da başladı. Tarım alanında faaliyet gösteren devlet kuruluşlarının özelleştirilmesine ise, 1992 yılında başlandı.
Yörenin öncü kuruluşları olan et kombinaları, süt fabrikaları, yem fabrikaları bir bir satıldı.
Bu satıştan devlet ne kazandı? Tarım kesimi nasıl etkilendi? Bunlar soru işareti olmaktan çıktı gelinen nokta artık ortadadır.
KİT’lerden elde edilen toplam özelleştirme geliri yaklaşık 178 milyon doları setrederken sesi çıkmayan, çıkanıda cılız çıkan suskun toplum karşısında 2000 yılında sıyasılerin gündeminde artık sırada TEKEL’ de vardır.
Hep birlikte hatırlamaya çalışalım. Yazılı medyada okuyup bildiğimiz kadarıyla, IMF’ ye verilen niyet Mektuplarında TEKEL önce üçe bölünecek sonra tuz, içki ve tütün ürünleri üreten tesisler özelleştirilecekti verilen söz ve taahüt buydu.
Tekelin özelleştirilmesi yapılmadan önce hiç bir bilim adamının görüş ve önerileri dikkate alınmadı.
Yapılan bütün özelleştirmelerde olduğu gibi doğrudan etkilenecek olan tütün üreticisine ve kooperatiflere görüş sorulmayacaktı. Ve öyle oldu.
TEKEL’ de Uluslararası Para Fonu (İMF)’nun dediği doğrultusunda üçe parçalanıp satılacaktı. Karar buydu.
TEKEL’ i yok etmek için Uluslararası Para Fonu (IMF)’nun talimatı Tütün Yasası, 20 Haziran 2001′de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi.
Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bu yasanın sosyal sorunlara neden olacağını belirterek veto etti.
Fakat, Sezer’ in bu uyarısı dikkate alınmadı Sayın SEZER’e bir çok söz söylendi. Ve derken bir kaç ay sonra yasa kabul edildi.
Bu kabul edilen yasa ile tütün üretimi yapanlara büyük darbe vuruldu.
Tütün üreticisi Tütün üretemez duruma düşürüldü.
Daha sonra “TEKEL’i babalar gibi satarım” diyen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan dönemi başladı.
Yukarıda belirttiğim gibi TEKEL önce üçe bölündü.
Alkollü içkiler bölümü 2003 yılında 292 milyon dolara Limak-Nurol-Özaltın-Tütsab Girişim Grubu’na satıldı.
Satın alan grup yaklaşık üç yıl sonra bu şirketi 950 milyon dolara Amerikan Texas Pacific Group’a sattı.
Yanı Amerikan şirketi iki buçuk üç yıl sonra sadece satıştan 658 milyon dolar kar etti.
Bu üç yılda ürettiğinden elde ettiği kar harıç.
Bu satış bile TEKEL’ in ve Özelleştirilen bütün KİT’ lerin nasıl yağmaladığının açık kanıtıdır.
Bütün özelleştirmeler böyle oldu.
Hiç kimseden ama hiç kımseden ses çıkmadı. Ölü toprağı serpilmişti bu toplumun üstüne,
Yetimin hakkını yıyen yemeye devam ediyordu.
Daha sonra TEKEL’in markaları ve sigara fabrikaları ise geçen yıl yakalışık 1 milyar 720 milyon dolara British American Tobacco (BTA)’ya satıldı.
Bu satış yapılırken TEKEL çalışanlarına Yaprak Tütün İşletmelerinin satılmayacağı sözü verilmişti.
Ancak gelinen süreçde tütünü almayan, fabrikaları olmayan yaklaşık 148 yıllık TEKEL’ in son birimi Yaprak Tütün İşletmeleri Özelleştirme İdaresi tarafından tamamen kapatıldı.
Böylece TEKEL tamamen yok edildi.
Atatürk ve arkadaşlarının Reji İdaresi’ni kaldırarak kurduğu TEKEL, özelleştirme adı altında yeniden yabancılaştırıldı.
Özelleştirmeyi savunanlar, ses çıkarmayanlar gözünüz aydın olsun.
Özelleştirmeye hayır diyenlere, bunlar sermaya ve Vatan düşmanıdır diyenler gözünüz aydın olsun.
Bizi işinize geldiği gibi anladınız.
Oysa biz diyoruzki, Özelleştirme demek, Ülkemiz için stratejik öneme sahip ve kar eden Kurum ve Kuruluşları satmak değildir.
Özelleştirmede işlevliğini tamamen yıtırmış kurum ve kuruluşlar olmalıdır.
Özelleştirilecek olan Kurum ve Kuruluşlar öncelikle Ulusal Şirketlere verilmeldir.
İşte bütün Özelleştirmelerde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyetinin Hazinesine sağladığı vergi geliri ile “devletin altın yumurtlayan tavuğu” TEKEL, İMF’nin dediği gibi önce parça parça satıldıktan sonra TEKEL çalışanlarına yanı işçilere “size ihtiyaç kalmadı” denildi.
Şimdi 12 bin TEKEL çalışanının kazanılmış hakları gasp edilip ve çok daha düşük maaşla çalışmaya zorlanıyor.
Tekel işçilerinin onurları ayaklar altına alınıyor.
İşçiler bu nedenle günlerdir sokakta.
Tütün isçileri yoksul,
Tütün işçileri yorgun,
Ama yiğit
Pırıl - pırıl namuslu.
Namı gitmiş deryaların ardına
Vatanımın bir umudu...
Ahmet ARİF
Kim ne derse desin TEKEL Direnişi emek mücadelesinde ezberleri bozdu bu ülkede.
TEKEL İşçilerinin eylemlerinin şu noktasında bile 20 bin 4-C çalışanının haklarında düzelmeler sağlandı. Ama 4-C de çalışanlar bunun farkındamı belli değildir.
TEKEL İşçileri sadece kendi adına değil yarınlarda özelleştirilecek yüz binlerce işçi adına onurlu bir mücadele veriyor.
Bunu görmek, yanında olmak, selamlamak gerekmez mi?
İstanbul Ardahan İli Sosyal Kültür ve Dayanışma Derneği ve diğer Yöre Dernekleri Tekel İşçilerinin bu onurlu DİRENİŞİNE ne diyorsunuz?
Neden sessiz kalıyorsunuz?
Neden bir kampanya yapmıyorsunuz?
Sizlerin hiç söyleyecek sözünüz yokmudur?
Bakarsın bu Dernekler sayesinde yarın Milletvekili olursunuz.
CHP Ardahan Milletvekili aslan Sosyal Demokrat Sayın Enser ÖGÜT sen nerdesin?
Bütün çalışanlar sizler nerdesiniz?
Hayde tekel işçileri ile dayanışmaya.
Yılmaz ŞENTÜRK
Tarım-İş Sendikası İstanbul ve
Marmara bölgesi eski Başkanı